İstanbul Sözleşmesi ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesindeki Kadınlar İçin Yeni İmkanlar - İLKE Analiz

İstanbul Sözleşmesi ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesindeki Kadınlar İçin Yeni İmkanlar

Feyza Pınar Yaşar

İstanbul Sözleşmesi (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) kadına karşı şiddeti engellemek amacıyla önleyici ve cezalandırıcı adımlar atılmasını amaçlayan, bu yönde hukuki ve toplumsal yaptırımlar oluşturan uluslararası bir sözleşmedir. Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan sözleşme, kadına karşı şiddeti durdurmak için suçun hukuki tanımını genişletmek ve belirginleştirmek, devletlerin yükümlülüklerini arttırmak, önleyici adımları güçlendirmek; toplumsal desteği ve bilinci arttırmak üzerine temel politikalar belirlemektedir. Bu politikalar imzacı ülkelerde halihazırda yürürlükte olan fakat işlerlik noktasında yetersiz kalan kadın haklarını uygulamayı yahut aile içi şiddeti, kadına karşı şiddeti, kadın haklarının ihlalini örtük şekilde destekleyen hukuki boşlukları gidermeyi amaçlamaktadır ve sözleşme kapsamında uygulanan yaptırımlar uzmanlar tarafından izlenmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti, 24 Kasım 2011 tarihinde TBMM’de yapılan oylama sonucunda 1 çekimser oy ve 246 kabul oyu ile sözleşmeyi kabul eden ilk ülke olmuştur. Bu süreçte hükümet ve devlet yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda sözleşmenin hazırlanması ve tamamlanmasında Türkiye’nin belirleyici rolü vurgulanmıştır. İstanbul Sözleşmesi doğrultusunda uyum yasaları 6284 sayılı Koruma Kanunu ile çıkarılmış ve “şiddeti önlemeye, kadınları korumaya yönelik yasal düzenlemeler yapılması ve bu hususta köklü bir kültür oluşturabilme”nin önemi vurgulanmıştır.

İstanbul Sözleşmesi kadına karşı şiddetin, kadınlarla erkekler arasında tarihten gelen eşit olmayan güç ilişkilerinin bir tezahürü olduğunu ve bu eşit olmayan güç ilişkilerinin kadına karşı ayrımcılık ve şiddetin temelini oluşturduğu fikrini benimsemektedir ve bu fikirden hareketle toplumsal cinsiyete dayanan sosyal mekanizmaları göz önünde bulundurarak çözümler üretilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Sözleşme, mevcut güç ilişkilerinin sonucu olarak kadın ve çocukların aile içi şiddete ve ayrımcılığa daha fazla maruz kaldığını vurgularken erkeklerin de aile içi şiddet sebebiyle mağdur olabileceklerini belirtilmiştir.

Son iki yılda küresel çapta tecrübe edilen pandemi sürecinin, cinsiyet eşitsizliği ve kadına karşı şiddet sorunlarına dair çalışmaları zayıflattığı görülmektedir. Küresel Cinsiyet Farkı Raporu’nun yayımladığı verilere göre pandemi döneminde sağlık yönündeki acil durum, kadınları politik olarak güçlendirme ve kadınların ekonomik katılımını arttırma yönünde adımları zayıflatmakta ve kadınları ev içi rollere, yapılara dönmeye mecbur bırakmaktadır.

“Son iki yılda küresel çapta tecrübe edilen pandemi sürecinin, cinsiyet eşitsizliği ve kadına karşı şiddet sorunlarına dair çalışmaları zayıflattığı görülmektedir.

Umman İnsan Hakları Merkezi tarafından yayımlanan “İstanbul Sözleşmesi: Arap Dünyası İçin Bir Model mi?” isimli çalışma cinsiyete dayalı ayrımcılık, kadına karşı şiddetle mücadele ve kadın haklarının korunmasında İstanbul Sözleşmesi’nin bir model veya çözüm olup olamayacağını tartışmaya açmaktadır. Önleme, koruma, kovuşturma ve eşgüdümlü politikalar geliştirme olarak özetlenen dört temel prensip kadına karşı şiddetle ve ayrımcılıkla mücadele ve kadın haklarının korunmasında etkili adımların atılmasını sağlamaktadır. Umman İnsan Hakları Merkezi bu çalışmada Umman’da kadın hakları ve kadına karşı şiddete dair yasal düzenlemeler ve bu düzenlemelerin koruyuculuk açısından yetersizliğini ortaya koymaktadır. Örneğin, Umman’daki Kişisel Durum Yasası’nın 7. maddesi, evlilik için asgari yaşı 18 olarak belirlese de aynı yasanın 10. maddesi, kişinin yararına olarak görüldüğü kimi durumlarda reşit olmayan kızların evlenmelerine izin vermektedir. Ayrıca Umman’da kız çocukları ve genç kadınlar aile içi şiddetten korunmamakta ve Umman Ceza Kanunu’nun 44. maddesi iyi niyetle yapıldığı sürece çocuklara yönelik şiddeti suç olarak görmemektedir. Ceza ve hukuki düzenlemelerin sınırlılığını ortaya koyan bir diğer örnek ise Umman yasalarında evlilik içi tecavüz suçunun tanınmaması ve cezalandırılmamasıdır. İstanbul Sözleşmesi, bu örneklerde ortaya çıkan suç tanımının noksanlığını gidermekte ve kadınları, çocukları mağdur eden çelişkili düzenlemelere, hukuki boşluklara karşı kadın haklarının korunmasını sağlamaktadır. Sözleşme, geniş kapsamlı şekilde ele alınan fiziksel, psikolojik, cinsel şiddet vakalarına karşı taviz ve uzlaşma kabul etmeksizin yaptırım uygulanmasını gerektirmektedir.

Plan International tarafından yapılan bir çalışma, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki yasaların ve politika eksikliklerinin, kız çocukları ve kadınlara karşı ayrımcılığın sürmesine sebep olduğunu göstermektedir. Plan International yaptığı bu çalışmada Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde kadın hakları ve kadına karşı şiddet ile ilgili önemli veriler sunmaktadır. Bu verilerde; Mısır, Ürdün, Sudan ve Suriye’nin yasal evlilik yaşı 18 olarak tanımlansa da bu yaşın altındaki çocukların uygun olduğuna karar verilirse evlenmelerine izin verilen ek yasaların olduğu, Lübnan’da ise evlilik için asgari yaş olmadığı ve bölgedeki her üç kadından birinin yaşamları boyunca fiziksel veya cinsel istismara maruz kalmış veya bu risk altında olduğu ortaya konmuştur.

Nisan 2020’de yapılan bir araştırma ise COVID-19 kapsamında katı karantina önlemlerinin başlamasından bu yana Ürdün’de genç kadınlara yönelik şiddetin arttığını göstermektedir. Ülkelerin anayasaları tüm vatandaşların hukuki eşitliğini kabul etse de cinsel şiddet faillerini ve “namus cinayetlerini” cezadan muaf tutan yasal boşluklar, genç kadınların ve kız çocuklarının haklarından tam olarak yararlanmasını engellemektedir. Beş ülkenin de toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti güçlendiren yasalara sahip olduğunu tespit eden çalışma, yasal işlemlerde bir kadının veya kız çocuğunun ifadesinin bir erkeğinkinden daha az dikkate alındığını ve evlilik içi tecavüzü yasaklamayan yasaların geçerli olduğunu belirtmiştir.

İstanbul Sözleşmesi sahip olduğu geniş kapsam ile psikolojik şiddetten fiziksel şiddete, cinsel şiddetten gebeliğin zorla sonlandırılmasına, ısrarlı takipten zorla evlendirilmeye kadar çeşitli şiddet türlerini göz önünde bulundurmaktadır ve bu suçların tamamının iç hukukta tanımlanarak cezalandırılması gerektiğini belirtmektedir. Hukuki olarak halen pek çok yasada kadına yönelik şiddete ilişkin ciddi eksikler ve belirsizlikler olduğu görülmektedir. Bu hukuki eksiklerin yanı sıra, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki birçok ülkede, aile içi şiddet ve özellikle kadınlara yönelik şiddetle ilgili davalar için özel bir telefon yardım hattı bulunmamaktadır ve önleyici adımların yokluğu, kadınların şiddete karşı daha korunmasız ve saldırıya açık hale gelmelerine sebep olmaktadır. Küresel bir sorun olan cinsiyet eşitsizliği ve kadına karşı şiddetle mücadele için hazırlanan İstanbul Sözleşmesi’nin kapsadığı önleyici, koruyucu ve cezalandırıcı politikaların Arap dünyasındaki kadınlar için önemli bir model ve imkan olarak karşımıza çıktığını ifade etmek mümkündür. İstanbul Sözleşmesi sahip olduğu uluslararası bağlayıcılık, izleme komiteleri ve kadınlar arası dayanışmayı güçlendirici politikaları ile iç hukukun yetersiz kaldığı alanlara karşı önemli yaptırımlar uygulayarak bölge ülkelerinde kadına karşı şiddetin azalmasına ve kadın haklarının iyileştirilmesine katkıda bulanabilir. Kadınlar arası dayanışmayı güçlendirmek için çeşitli iletişim ağları kurulması, şiddet mağdurlarının başvuracağı yardım ve destek merkezlerinin açılması, çeşitli uzman kadroların yetiştirilmesi yönünde adımlar da eşitsizliğe karşı bu ülkelerde toplumsal bilincin arttırılması imkanını sağlayabilir.


Kaynakça

  • OCHR-Oman. “The Istanbul Convention: A Model for the Arab World?” The Omani Centre for Human Rights, September 12, 2021. https://ochroman.org/eng/2021/09/istanbul-convention/.
  • Plan International. “Women and girls’ rights ‘precarious’ in Middle East and North Africa” October 5, 2021. https://plan-international.org/news/2020-12-10-women-and-girls-rights-precarious-middle-east-and-north-africa.
  • Radikal. “Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘kadınlara özel’ makale”October 5, 2021. https://web.archive.org/web/20200809140511/http://www.radikal.com.tr/politika/cumhurbaskani-erdogandan-kadinlara-ozel-makale-1307419.
  • Rm.coe.int. October 5, 2021. https://rm.coe.int/1680462545.
  • World Economic Forum. “Global Gender Gap Report 2021” October 5, 2021. https://www.weforum.org/reports/ab6795a1-960c-42b2-b3d5-587eccda6023/digest
0 yorum

Diğer Yazılar